Archive for the ‘Karaköy Sanat’ Category

Tefekkür Dergisinden Alıntılar ( Hayata Bakış )

Salı, Aralık 29th, 2009

.

Hazreti İbrahim’i tevhit davasından ve tebliğden vazgeçiremeyen Nemrud, çaresiz kaldığı mücadelede, iktidarını ve itibarını koruyabilmek için Hz. İbrahim’i öldürerek yok etmeye karar verir. Fakat bu sıradan bir ölüm olmamalıdır. Tüm ülke halkına ibret olacak, dillere destan bir ölüm olmalıdır bu. Taki Nemrudun gücü, saltanatının ihtişamı, kudreti iyi anlaşılsın da bir daha hiç kimse ona itiraz etmeye, başkaldırmaya cüret edemesin hatta hayalinden bile geçirmesin. Onun için de Hz. İbrahim’in halkın gözü önünde, dev bir ateş içinde yakılarak öldürülmesi kararlaştırılır. Ülkenin her yerinden yük yük odunlar toplanır. Bugün Urfa’da Balıklı Göl’ün bulunduğu mevkide odundan bir dağ vücuda getirilir. Karşı tepeye bir mancınık kurulur. Ateşin hararetinden dolayı mancınıkla ateşe atılacaktır İbrahim (a.s.). Dev odun yığını ateşlenir. Küçük bir dağı andıran odun yığını bir anda korkunç bir ateşe, müthiş bir yangına dönüşür. Ve karşı tepeden mancınıkla Hz. İbrahim’i o müthiş ateşin içine atarlar. Her şeyin dizgini onun elinde olan, her şey onun bilgi, takdir ve tasarrufu ile olan, en küçük atom çekirdeğinden milyonlarca yıldızı bünyesinde bulunduran galaksilere kadar her şey onun mülkü, onun sevk ve idaresinde olan kâinatın sultanı, yüce yaratıcı, Hz. İbrahim’in ve tüm mahlukatın Rabbi, ateşe emreder: “

.

Yakma” Rabbinin emriyle ateş yakmaz İbrahim Aleyhisselam’ı. Serinlik verir. Cennetten bir köşe olur. Gül bahçesine döner. Odun dağının ateşlenmesi anında çok ilginç ve çarpıcı bir hadise meydana gelir. Bazı rivayetlere göre bir karınca, bazı rivayetlere göre de bir güvercin ağzına bir damla su alıp yangını söndürmeye koşmuştur. Sorarlar; ne yapıyorsun? Derler: Şu bir damlacık su ile söner mi bu dev yangın? Derki: “Olsun. Safım belli olur hiç olmazsa. İbrahim’e taraftar olduğum, İbrahim’in Rabbine iman ettiğim, Nemrud’un küfrüne ve zulmüne karşı çıktığım, yangını söndürmek istediğim, İbrahim’i kurtarmak istediğim… belli olur. “KİMİN SAFINDA OLDUĞUM BELLİ OLUR..” demiş mübarek. Hz. İbrahim’i (a.s.) yakmak için hazırlanan yangın, onun fani dünya hayatındaki cesedini yakacak ve onu Rabbine kavuşturarak ebedi cennet saadetine mazhar edecektir. Onun yangını 50-60 senelik dünya hayatını yakacaktı. Allah emretti ateş yakmadı ve onun için bir selamet mekanı oldu. Ancak, günümüzde öyle bir yangın var ki; Nemrudun ateşinden kıyaslanamayacak kadar daha şiddetli, dehşetli, korkunç bur yangın bu. Üstelik bu yangın gül bahçesine de dönüşmüyor. Sürekli yakıyor, yakıyor, yakıyor, her an dehşet saçmaya devam ediyor.

.

Çünkü bu yangın, insanların imanını, ahlakını, hem sonsuz ahiret saadetini hem de bu dünyadaki huzur ve mutluluğunu yakıyor. Bazen ekranlarda seyrederiz. Cayır cayır alevler içinde yanan bir ev. Anne-baba dışarı çıkmış. Evlatları evde yangının ortasında kalmış. Çığlık, feryat, figan, anneciğim babacığım ne olur kurtarın beni feryatları… Bırakın o anne-babayı gören herkesin yürekleri parçalanır. Dayanılmaz bir acı ve ızdırap kaynağıdır bu durum. Geçtiğimiz günlerde Moskova’da bir iş yerinde çıkan yangında 13 kişi 8. kattan atlayarak öldüler. Demek ki yangın çok dehşetli bir şey. Yanarak ölmektense, yere çakılarak ölmeyi tercih ettiler. Ama biz daha dehşetli ve şiddetli bir yangından söz ediyoruz. İnsanların sonsuza kadar cehennem ateşinde yanmasına, sonsuz cennet saadeti ve Rabbinin rızasını kaybetmesine neden olacak bir yangındır bu.

.

İnançsızlık ve ahlaksızlık yangınından söz ediyoruz. Bediüzzaman Hazretleri bu yangının acısını yüreğinde hisseden bir zat. “Karşımda müthiş bir yangın var. İçinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor. Ben o yangını söndürmeye koşuyorum…” diyor mübarek zat. Yangın bütün şiddetiyle, etrafa dehşet saçmaya devam ediyor. İman ve Kur’an hakikatlarına, Resulullah (s.a.v) efendimizin sünneti seniyyesine ve güzel ahlak değerlerimize karşı çok şiddetli bir saldırı var. Bizim insanlarımızın imanı ve ahlakı yok edilmek isteniyor. Birileri bu dehşetli inançsızlık ve ahlaksızlık yangınını sürekli körüklüyor. Benzin dökerek yangının dehşetini ve şiddetini artırmaya çalışıyorlar.

.

Yangına körükle gidenler çok kalabalık, maddi imkânları da çok fazla, çok iyi donanıma sahipler, çok modern teknikler ve yöntemler kullanıyorlar… ve bıkmadan usanmadan sürekli yangını körüklüyorlar. Yangını söndürmeye koşanlar ise, hem çok az sayıda, hem imkanları çok kısıtlı, daha ilkel yöntemler kullanıyorlar, yangını söndürebilme konusunda yetersiz ve çaresiz kalıyorlar. Siz, ey vatanını, bayrağını, milletini, Kur’anını, Peygamberini, kendi evladını, kendi anne-baba ve kardeşlerini sevenler. Karşıdan bakmayın, yangına seyirci kalmayın. Sizde koşun! Yangını söndürmek isteyenlere yardımcı olun. Hiçbir şey yapamıyorsanız yangından nefret edin, yangını söndürmeye çalışanların muvaffak olabilmesi için dua edin, dua edin. Sakın duyarsız kalmayın. Çünkü yanan sizin evladınızın, annenizin, babanızın, kardeşinizin, komşunuzun imanı ve ahlakı. Sonsuz cennet saadetinden mahrum bırakılıp, sonsuz cehennem azabına düşürülmeye çalışıyorlar. Son pişmanlık fayda vermez. “Bir damla su” ile de olsa sizde yangını söndürmeye koşun. SAFINIZ BELLİ OLSUN. Hizmetiniz çok sınırlı ve küçük te olsa;  NİYETİNİZ BÜYÜK OLSUN.

Hatice EFE ( Hayata Bakış ) ( Diğer Yazılar )

.

Domaniç, ” Bir Bahar Akşamı Şiir Şöleni “

Çarşamba, Haziran 4th, 2008

Domaniç İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından düzenlenen “Bir Bahar Akşamı Şiir Şöleni”  02 Haziran 2008 Pazartesi günü Domaniç Belediye Salonunda yapıldı. Şölene İle Kaymakamı Cevat Çelik, Belediye Başkanı Yakup Yardımcı, İlçe Jandarmadan ilhan Poyraz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Bayram Ali Kardeş, İlçe Orman Müdürü İhsan Gönül, Özel İdare Müdürü Sema Önder, İlçe Mal Müdürü Vekili Mümin Tutal ile Okul İdarecileri, öğretmenleri ve diğer davetliler katıldı.

Şiir Şöleninde ilçemiz okullarından gelen öğrenciler, okudukları güzel şiirlerle yeteneklerini sergilediler. Bu şölende dereceye giren öğrencilerin ödülleri İlçe Kaymakamı Cevat Çelik başta olmak üzere, diğer protokol tarafından verildi. Ayrıca Domaniç Belediye Başkanı Yakup Yardımcı, Şölende dereceye giren öğrencilerle birlikte, bu şölene katılan tüm öğrencilerimize de birer ödül verdi. domanic.meb.gov.tr

Yapılan şiir şöleni sonunda sıralama şöyle oldu ;

 

1.KADEME

 

1. Onur İNÖNÜLÜ        Hisar İlköğretim Okulu

 

2. Fatma DEMİREL        Çokköy İlköğretim Okulu

 

3. Hüseyin KORKUT        Vakıfbank 50.Yıl İlköğretim Okulu

 

2.KADEME

 

1. Rabia TÜRK        Çukurca Şehit Veli Selçuk İlköğretim Okulu

 

2. Halime KARAMAN        Muratlı İlköğretim Okulu

 

3. Hilal EROL        Sarıot Öğretmen Kadir Köse İlköğretim Okulu

 

 

 

 

 

 

 

Halk Eğitimi Merkezi Tarafından Düzenlenen Giyim (Biçki-Nakış) Sergisi Karaköy’de Açıldı

Pazartesi, Mayıs 12th, 2008

domaniç karaköy bicki nakış kursu sergisi

Halk Eğitimi Merkezi Tarafından Düzenlenen Giyim (Biçki-Nakış) Sergisi Karaköy’de Açıldı. İlçemiz Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü tarafından 05/09/2007 ile 09/05/2008 tarihleri arasında Karaköy”de açılan 720 saatlik Giyim(Biçki-Nakış) Kursu tamamlanarak, hazırlanan sergi 09/05/2008 Cuma günü saat 14.00 “da yapılan törenle açıldı.


Sergi açılışı törenine başta İlçe Kaymakamı Cevat ÇELİK olmak üzere, Garnizon Komutanı Cengiz SEVGİ, İlçe Milli Eğitim Müdürü Bayram Ali KARDEŞ ve diğer daire amirleri katıldılar.

domaniç karaköy etkinlikler sergiler

Halk Eğitimi Merkezi Müdürü İzzet AYDIN”ın açılış konuşmasının ardından, Usta öğretici Dilek BEKTAŞ”ın eğitimini verdiği 14 kursiyere belgeleri İlçe Kaymakamı Cevat ÇELİK, Garnizon Komutanı Cengiz SEVGİ, İlçe Milli Eğitim Müdürü Bayram Ali KARDEŞ ve diğer protokol tarafından verildi.
Sergi açılışı yapıldıktan sonra protokol ve diğer davetliler, kursiyerlerin hazırladıkları el emeği, göz nuru sergilerini gezdiler. İlçe Kaymakamı Cevat ÇELİK, yapılan çalışmaları çok beğendiğini söyleyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. domanic.meb.gov.tr

domaniç karaköy biçki nakış giyim kursu sergisi karaköyde açıldı

Gidecek Bir Köyü Olmak, Karaköy

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

  Gidecek Bir Köyü Olmak, Karaköy

        İnsanın bir gün dönüp gelebileceği bir evi olmalı.Bir köyü, bir mahallesi, eşi,dostu, çocukluğunu birlikte geçirdiği arkadaşları, kapısını teklifsiz çalabileceği komşuları..Elinden su içtiği, evinde yemek yediği komşu teyzeleri, hacı anneleri olmalı insanın…Hayat kekremsi bir tada büründüğünde, gide gide bir duvara dayandığında, içinde kocaman bir boşluk hissedip kendisini sarıp sarmalayacak bir anne kucağına ihtiyaç duyduğunda…Dünyanın bütün derdini kapının dışında bırakıp huzurlu bir uykuya dalmak istediğinde, çalacak bir kapısı olmalı insanın.Sokaklarında, her adımında bir şeyleri yeniden bulmanın hazzını duyacağı, rastladığı herkesten emin olacağı bir köyü olmalı.Her nesnenin, duyulan her sesin, kurdun kuşun, börtü böceğin tanıdık olduğu bir yeri…Bir gün dönüyorum dediğinde, kendisini güler yüzle karşılayacak aşinaları olmalı…

İnsanın “memleketim” diyebileceği bir yerinin, “baba ocağı”nın olması ne güzel!

Doğup büyüdüğümüz köyün bizdeki anlamı, nüfus kütüğümüzde yazan bir kelimeden ibaret değildir.Orası, bizim mizacımızı yapan coğrafyadır ve istesek de istemesek de o toprağın ruhundan , o insanların çehresinden bir şeyler  taşırız hayatımızda.Çocukluk, insanın bütün hayatına yön veren bir dönemse eğer, hayatı idrak ettiğimiz o mekanlar ve içlerine doğduğumuz insanlar, dünyanın neresine gidersek idelim, içimizde ebedi bir hatıra gibi çalışır durur.Bir gün dönmese bile, orada bir yerde, gidecek bir kapısının olduğunu bilmek, güven veriyor insana.

Her birimiz, çocuk denecek yaşta o cennetten kopuyor ve bir daha dönemiyoruz artık.Yıllar, hem geride bıraktıklarımızdan hem de bizden pek çok şeyi alıp götürüyor, eksiliyoruz.Ve döndüğümüzde yerinde olmuyor pek çok şey…Bütün bütün yersiz, yurtsuz kalıyoruz. Özlemesiz…

Çıkıp geldiğim köye döner miyim, bilmem…Dönsem de dönmesem de orada çocukluğumun geçtiği bir evin, bütün hülyalarımın kaynağı bir mekanın durduğunu bilmek, güven hissi veriyor bana.Bir gün bütün dünyaya küssem, kendimle, yalnız kendimle kalmak istesem, oraya kaçarım gibi geliyor.Eminim, kapısından girdiğimizde o ev beni, daha dün ayrılıp gitmişim gibi karşılayacak.Hatıralar dört bir yandan çıkıp gelecek.Yılların tozu kalkacak aradan.Ve ben, kendi ellerimle diktiğim ağaçların gölgesine oturup kendi çocukluğumla söyleşeceğim.Adlarını bilmesem de komşu çocukları “hoş geldin” diyerek geçecekler önümden.Uzaktan ihtiyarlar el sallayacak, gelip geçen herkesle selamlaşacağım.Ve sokaklarda sonsuz bir emniyet hissiyle dolaşacağım.

Gidecek köyü bile olmayan insanların ne kadar çok olduğunu gördükçe kendimi şanslı sayıyorum.Her gidişimde içimdeki gurbetin sustuğunu hissediyorum.Bir yere ait olmanın huzurunu ve birilerinin beni beklediğini görmekten mutlu olduğunu bilmenin sevincini yaşıyorum.Karaköy …Tadına doyulmaz bir yeşile bürünmüştür şimdi.Baharın bütün renklerini kuşanıp yürümüştür. Görenlere selam…

A. ÇOLAK

Sevgi 23/04/2007

Cuma, Mart 28th, 2008

Sevgi

Sevgili Dostlar…

Sanal dergimizin bu hafta üçüncü sayısını yayınlıyoruz. Ilgi görüp görmediğini açıkçası bilmiyorum. Ama bir kişinin de girip okuduğunu düşünmem bu hazırlama sürecimi kolaylaştırıyor. Psikolojik olarak her zaman bir işin altına elimizi koymayı, ya da işin ucundan da olsa tutmayı bilmiyoruz.

Bunu öğrenmek zor değildir, giderilebililecek iyi niyetsel rahatsızlıktır. Yalnız; toplumsal yaşam için paylaşmanın önemi görülüpte yapılmıyorsa asıl problem toplum için orda başlar. Paylaşım için bir şeyler yapmaya çalığıyoruz.

Bu hafta dergimizin Biyografi bölümünde bütün dünyaca bilinen ünlü Tasavvuf alimi Mevlana’nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi bulacaksınız. Bildiğiniz gibi Unesco tarafından 2007 yılı Mevlana’yı anma yılı kabul edilmiştir.

Şiir bölümünde anlamak için biraz beyin cimnastiği yapacağımız Nuri Demirci’nin “Yelek” adlı şiiri var. Genel kültür bölümünde “Sesi insana neden yabancı gelir” sorusunun cevabını arayacağız. Delinin Veli’ye tavsiyesi ve Ayakkabı adlı iki kısa hikayemizi de zevkle okuyacağınızı umuyoruz. Muhammed Bozdağ’ın yeniçıkan “Sevgi Zekası” beklenen kitabını yeni yayınlar da bulacaksınız. Kısa Dualarımız bu hafta da devam ederken, eğlence bölümüne ise sizden de güzel fikirler bekliyoruz.

Sağlıcakla kalın…
Ali ZENGİN

İstiklal

Cuma, Mart 28th, 2008

İstiklal

Fikir ordusuyuz neşeli,irfanla mücehhez,
Cahilin zulmüne düşmanız,
Yanımıza uğratmayız müebbet,
Yetsin, kederin hasmıyız, ümid-i istikbalimiz muazzez
Var olsun dünya durdukça rehber-i piştarımız.

Münevver milletimiz Türktür,dimağ-ı sinesinde . . yerleşmiştir istiklal,
İnönü,Sakarya,Dumlupınar zferlerle muayyet , . şahittir gökteki hilal,
Banisi Türk milleti,Türk komutanları başta Gazi . . Yıldırım Mustafa Kemal,
Vatanıyla,milletiyle ila nihaye mesut olsun,
asla görmesin zeval,
İstiklalin hazimi cehalettir biliniz ey hadimi istiklal !
İstiklal zaferimizi takviye edelim hizmet-i vatanda,
göstermeyelim imhal !

Arkadaşlar !..
Biliniz ki Türk milletidir şarktan garba hükmeden,
Biliniz ki Türkün celaleti kılıcıdır kainata boyun eğdiren,
Türk milleti icabında coşar,seller gibi yıkar,
Toprağını,namlusunu düşmana vermez imhal.

Öyleyse bizim de gayemiz;
Can vermek , kan dökmek,yaşatmaktır istiklali.

Ahmet YILMAZ ( Değirmencioğlu )
( D. 1911 Karaköy )